Korkmayın açık denizlerde sizi batıracak dalga yoktur. Sığ sulardır hep bir tekneyi alaşağı eden. Kaybolmaktır en kötüsü denizlerde, fenerlere güvenin. Buyrun deyin lafınızı, lafla yürüsün peynir gemileri bu kez.





Aşk en çok O'na yakışıyordu / 3.bölüm: kim?

>> 25 Eylül 2008 Perşembe

Otobüste sıcaktan ağarlaşan hava insan kokuları ile karışıyordu. En pahalı parfümler bile birbiri ve ter kokular ile karışınca dünyanın en berbat kokusu oluyorlardı. Herkesin bi kokusu vardı. Teninin kokusu. Ama burada herkes aynıydı.

Mimar olmak istiyordu resimlerle, çizimlerle arası çok iyiydi.Ve bu şehrin mimarisinden nefret ediyordu, dünyanın en güzel kentinin nasıl çıkışı olmayan berbat bi labirent haline getirildiğini gördükçe. Otobüsteki herkesin iç sesini duymaya hareketlerini anlamlandırmaya çalışıyordu. Bir makalede okumuştu kendi kendine konuşanlar iyi yazabilir diye. Çok gülmüştü ama kendi kendine konuşanlara değil konuşmayanlara. Düşünüyordu bir insan nasıl kayıtsız kalabilir kendi iç seslerine. Kulaklığında sevdiği bir şarkı vardı o an. “herkes aynı hayatta kendini bişey sanma” diyen. O an fark etti herkesten çok iç sesi ile konuşan adam ve kadını. Ne kadar da birdiler bakılan noktadan da.

“Kim sorusunu sordunuz mu hiç kendinize. Sahi siz kimsiniz? Kimliğinizde değil içinizde yazılanı soruyorum ben yeni yetme aklımla. Hüzünlü kadın, kim yaktı canını, bu kadar kime öfken, kime bu susmaların, kime bu sevda sarılışların. Peki sen sıfatlardan kurtulan adam, kimden kaçışın aynadaki senden değilse. Kime bu kavuşmaların, kim için bu aceleci halin.”

O da diğerleri gibi küfür molası vermişti düşüncelerine. İkisinin de hareketleri, ürkekliği beklide aynıydı. Birbirlerinin gözlerinde eriyorlardı sanki..

“Ne kadar birsiniz oysa. Ama yol bitince ayrılacak bi bir. Kime koşacaksınız geride bırakarak bu yolculuğu. Kim saracak sıkıca sizi. Kim aşk olacak sadece hayatınızda. Ne zaman kime aşık oldunuz en son gerçek bi adama yada gerçek bi kadına. Gözlerinizin aşkından çok mu sevdiniz onları da. Kimin önemi ve önceliği var hayatınızda”....

Şarkı devam ediyordu bir yandan “gözlerimi açsam da sen çıksan karşıma.....”

................

- Ali bey derse katılım yapmayı düşünüyor musunuz şu kulaklığınızı çıkarıp?

- Pardon hocam bir şey mi dediniz.?

- Dersi dinlesen diyorum Aliciğim. Sınava az kaldı biliyorsun. Dershane denemelerinde aldığın puanlara güvenerek bu kadar rahatsan hiç salma kendini boşuna. Gerçek sınav daha zor. Gerçi sen bu konuda sınıftaki herkesten tecrübelisin.

- Dinliyorum ben dersi hocam.

- Çok belli. Merak ettim nasıl dinliyorsun bir yandan kulağında şarkı çalarken. Tahtaya bile bakmıyorsun. Gençler hepinize bu sözüm beni iyi dinleyin kısa bir süre sonra hayatınızın dönüm noktasındaki bir sınava gireceksiniz. Bu sınav sizin hayatınız.

- Sınavdan sonra başarısız olanların hayatla mukavelesi iptal mi olacak hocam?

- Ali küstahlaşma sizin iyiliğiniz için konuşuyorum ben. Ayrıca bu akşam hepiniz bu gün işlediğimiz konudan, cümlelerin öğelerinden 100 soru çözecek.

- Hocam çok ama tüm hocalar her gün her dersten 100 soru veriyor, etüddekiler hariç.

- Çiğdemcim haklısınız ama tüm öğretmenleriniz sizi düşünüyor. Geleceğinizi.

- Eminim. Bizi mi yoksa kendi başarılarını mı?Ona göre fiyat artırımına giderler seneye. Ne kadar çok öğrenci üniversitede, seneye o kadar çok kazanç.

- Ali bu söylediklerinde çok bencilce davranıyorsun. Bunların doğru olmadığını sende biliyorsun. Gereksiz tartışmalara girmeye gerek yok çocuklar.Ali madem dersi dinledin hadi kalk zil çalana kadar bize tahtada bir örnek çöz. Hatta istediğin cümleyi yaz ve onu cümlenin öğelerine ayır.

- Tamam.

Yavaşça kalktı Ali sırasından. Tahtaya doğru ilerlerken, cümlesi kafasının içinde oluşmaya başladı. Bu kadarını yapmalıydı hayalindeki kadınla adama. Sıkıcı bir derste ona arkadaş oldukları için. Eline tebeşiri aldı Ali. O sırada tekrar Türkçe öğretmeninin sesi duyuldu.

- Bak bu defa devrik cümle kurma ama Ali. Sen seversin devrik cümleleri.

Ali söylenene kulak asmadan tahtanın üzerine yazdı kendi cümlelerini.

“Aşk en çok O’na yakışıyordu; zamansız bir zamanda, sıfatlarından arınmış yüklemini arayan gizli özneye”......

BİTTİ....

3 yorum:

gülce 27 Eylül 2008 00:07  

niye bitti ki. o öğrencilere ne oldu. o hayaldeki kadınla adama ne oldu. ben merak ediyorum. Gözlerinizin aşkından çok mu sevdiniz onları da.
bunun farkına varacaklar mı. çok güzel bir öyküydü. sevgiler.

özlem demirçi 27 Eylül 2008 00:41  

şimdilik bitti...ama belli mi olur belki adamla kadın gerçektir. belki çocuğun hayalleri devam eder...yorum için teşekkürler...sevgiler

beenmaya 27 Eylül 2008 01:07  

e o zaman sıradaki gelsin...boş kalmasın buralar...gözümüz, ruhumuz doysun yahu...

diplerde

*Hayatın seni savurduğu yer, senin savrulmak istediğin yer olmayabilir. Dur ve bak; "buraya nasıl geldim"

*dünya batıyor iyi tutun, güneşle tek başına bırakacak seni.(haiku)


İzleyiciler

  © Blogger template Romantico by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP