Korkmayın açık denizlerde sizi batıracak dalga yoktur. Sığ sulardır hep bir tekneyi alaşağı eden. Kaybolmaktır en kötüsü denizlerde, fenerlere güvenin. Buyrun deyin lafınızı, lafla yürüsün peynir gemileri bu kez.





kayıtsızlık

>> 21 Ekim 2009 Çarşamba


Hep bir arada kalmışlığımız var. Hep bir o yan, ama ile başlayan da öteki yan…

Doğrusu ne ki

Ve de doğru ne


Bilemedim…

Kal diyemediğine git demeyi bile beceremezken.


Arada kalmışlıklarımızla açılımlarımız, acılarımızla biriktirdiğimiz kabullenmeye çalışmalarımız.

Kan ile börünmüş zamanlarımız…


Hükümsüz kabul edebilir miyiz ki,

Ve hani o zaman…

Merhem olabilir mi ki?


Bilemedim…


Bilmemeyi seçmişlere katıldı kabullenişim.

Hükümsüz

Yükümsüz

Ben oldum



Yalnız.

Read more...

İç Mektuplar/Beni Seven Ardımdan Gelsin...

>> 10 Eylül 2009 Perşembe

Gene ve yine bir otobüs camı..
Bu defa yolculuk geçmişle gelecek arasında bir yerlerde...Şu an’da, mı yoksa dün’de mi, yada gele(meye)cekte mi bilinmez...”en çok”larımı düşünüyorum gene nedenim olmadan...en çok neyi sevdim, en çok neye ağladım, en çok neye güldüm, en çok neyi unuttum....çocukluğumun masum hayallerini,sevgilerini, hüzünlerini, kahkahalarını düşünüyorum ve her seferinde baştan başa sevdalanıyorum kıra-döke,kırıla-döküle yaşadığım ömrüme...
Aklımın odalarını dolaşıyorum iki de bir..bazen tökezliyorum, bazen durup dinleniyorum ama kaçmıyorum hiçbir kapının ardından artık. Galiba büyümüşüm... çocukluğum eski bir masal, simsiyah bir gökyüzünün altında rengarenk kalmayı başarabilen...
Hiç sinen, korkan, saklanan,pusan bir çocuk olmadım. İsteseydim de başaramazdım herhalde. Hep palaz bir çocuktum ve palas- pandıras yaşadım yaşamam gereken her şeyi...çok sevmedim belki , çok da sevilmedim ama o zamanlarda umursamazdım sevgiyi...benim için resmi törenlerde oynanan bir oyunun ezberiydi“sevilmek”...en önde yürüyen çocukların oynadığı... hani o milli bayramların meşhur geçit törenlerinde bize çocukluğumuzu unuttururcasına disipline edilen yürüyüşler vardı ya. Öğretmenlerimizin gögüs kabartma günleri...benimse aklım bi karış havada, disiplinsizliğim son noktasındaydı, o sıkıcı günlerin en beklenmedik anında,en önde yürürken, en sert bakıştan sıyrılıp tüm korteje “beni seven arkamdan gelsin” diye bağırmak...hatta saçının çekilmesini göze alarak...”beni seven arkamdan gelsin”....
Bunca zaman sonunda büyümüşken ve her şeyi büyütmüşken yüreğimde nerden geldiyse aklıma...
.....
Çok büyüdüm ben tüm takvimler eskirken,önce saçlarım uzadı, sonra saçlarım beyazlamaya başladı, önce aklım büyüdü, sonra aklım çok daha karıştı, önce yüreğim büyüdü,sonra yüreğim gögüs kafesime dar geldi. Önce Yalnızlığı sevdim,sonra hep yalnız kaldım.... hayallerim büyüdü bir de hatta gökyüzüne kavuştu kendi yanlızlıklarında...ben hayallerimin ardından baka kalmışken gökyüzüme karanlık bi kuyunun girdaplarına düştüm, kolum kanadım kırılmışcasına..önümde karanlık uzak bir yol var şimdilerde...gelecek faili meçhulde...
Ben gene tek başıma, gene aklım bi karış havada, gene disiplinsizim...korkmuyorum ve kimselerede yaranmaya uğraşmıyorum gene, aklımda ise çocukluğumun o oyunu...
Adımladığın karanlıktan döndürmek için beni ya da çarpmamak için yalnızlık duvarına “beni seven arkamdan gelsin”... gelmese de yüreğini göndersin....

Bir iç mektuptu gene bu yazdıklarım, tüm sorularımda kendime idi,tüm cevaplarımda kendimde... tüm söylendiklerimde bendim tüm söylenenler de...Göndereni de bendim, “Sayın” diye başlayan ibaresi de ben, mührü de... Yazdıklarım da bendim, okudukları da...

Read more...

>> 12 Haziran 2009 Cuma


Tırtıl olarak sürünerek yaşar ve bir gün kanatlarına kavuşursun.
Bir gün, hepsi bir gün sürer.
Sen, yaşamın, neşen, özgürlüğün ve ölümün.
Bir yumurta bırakıp gidersin, dönmezsin.

Read more...

KAÇIŞ

>> 29 Mayıs 2009 Cuma


Bazen taşıdıklarımız ağır gelir.
Yine de bırakamayız onları.
Öylece çekip gitmek isteriz.
Nereye bilinmez.....

Read more...

mutluyum ben di mi?

>> 26 Mayıs 2009 Salı


Yepyeni zamanlarda bekleyişim
Up uzun zamanlarda dünüm
Evinin yolunu bil diyenin
Evden habersizliğindeyim ben...

Read more...

diplerde

*Hayatın seni savurduğu yer, senin savrulmak istediğin yer olmayabilir. Dur ve bak; "buraya nasıl geldim"

*dünya batıyor iyi tutun, güneşle tek başına bırakacak seni.(haiku)


İzleyiciler

bizi ekleyenler

  © Blogger template Romantico by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP