Korkmayın açık denizlerde sizi batıracak dalga yoktur. Sığ sulardır hep bir tekneyi alaşağı eden. Kaybolmaktır en kötüsü denizlerde, fenerlere güvenin. Buyrun deyin lafınızı, lafla yürüsün peynir gemileri bu kez.





Kuş Bakışı

>> 1 Ekim 2008 Çarşamba


Bu yazı bir arkadaşıma ait, onun bir martının bir ânını paylaşmasının hikayesi. Bazen hayatlar işte hiç de sandığımız gibi basit karşılaşmalar değil ve bazen bitti dediklerimiz aslında bizi çok daha ötelerde bitişlere de taşıyabilir. Ân, ne kadar da değerli bir hazine…
Kaptanzade.



KUŞ BAKIŞI

Yaklaşık 20 dakika Bostancı Vapur İskelesi arkasındaki kayalıkların üzerinde o bizi seyrederken biz de onu ve arkasındaki muhteşem manzarayı izledik. Güneş henüz batıyordu. Konumuz ve konumumuz gereği güzel dakikalardı...Bizimle müziğimizi, sohbetimizi paylaştı. Hatta bir ara bizi dinlediğinden iyice emin olduk. Ona bakarken arkadaşıma martılarla ilgili başıma gelen komik anılarımı anlattım. Hasan- Hüseyin, Palaz - 1- Palaz - 2... Güldük...Sonra sıra bize geldi, "Nefes almak..." dedik, "Çok değerli..."Hasan Doğan uğurlanmıştı o gün. Allah rahmet eylesin, ondan bahsettik. "Hayat..." dedik, "Ne tuhaf..." nefes aldığın süreç kadar.Plan yapmamalı..Akşam rüzgarını içimize çektik, "İşte bu kadar." dedik, "İşte bu kadar.". ÂN YAŞANMALI, ÂNI YAŞAMALI! MARTHA bizi seyretti, arkası bizim baktığımız manzaraya dönük, yüzü bize doğru. İnsanlara, kıyıya, kalabalıklara bakıyordu. Arkasındakileri biliyordu nasılsa; deniz, balıklar, gökyüzü, kuşlar, bulutlar...Hepsi tanıdıktı, harikaydılar. Tanımadığı bizlerdik, anlayamadığı ve son kez baktığı bizlerdik, insanlar. Tam ayrılırken oradan, bir şey dürttü sanki, yanına gittim. Göğsünü kayalıkların üzerinden kaldırdığı anda fark ettik ki kan var; ayağından, göğsünden kurşunla yaralanmış.Arkadaşımla koşturduk ama malesef kurtaramadık. Çok üzgünüm, çektiğimiz bu fotoğraf onun keyfini çıkardığı son dakikalarıymış meğer...Sohbetimiz ortakmış. Konumuz ortak. Aynı anda o da düşünüyormuş Hayat gerçekten tuhaf.

Yaşam nefes aldığın ÂN kadar...


Türümüz adına ondan çok özür dilerim.


Çiğdem İrtem

2 yorum:

gülce 2 Ekim 2008 00:05  

Yaşam nefes aldığın an kadar. acıyorsa için yaşıyorsun, mutluysan yaşıyorsun, güneş ısıtıyorsa tenini yaşıyorsun, bir çocuğun elleri yüzüne dokunuyorsa yaşıyorsun. Yaşam anların toplamı. Anları hissedebiliyorsan yaşıyorsun. Ve yokluğu ise kabulleniyorsun.

özlem demirçi 2 Ekim 2008 01:55  

şu sıralar çok soruyordum kendi kendime gene. neden hep ya geçmişin hesaplaşmalarını yapıyoruz oraya takılıp kalıyoruz yada gelecek planları yapıyoruz da neden sadece şu an'ı yaşamıyoruz diye...dün yoktur aslında ve gelecekte olmayacak o zaman niye hala savsaklamalar...sahi biz neden hala AN'ı es geçiyoruz....çok güzel ve anlamlı bi yazıydı...

diplerde

*Hayatın seni savurduğu yer, senin savrulmak istediğin yer olmayabilir. Dur ve bak; "buraya nasıl geldim"

*dünya batıyor iyi tutun, güneşle tek başına bırakacak seni.(haiku)


İzleyiciler

  © Blogger template Romantico by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP