Korkmayın açık denizlerde sizi batıracak dalga yoktur. Sığ sulardır hep bir tekneyi alaşağı eden. Kaybolmaktır en kötüsü denizlerde, fenerlere güvenin. Buyrun deyin lafınızı, lafla yürüsün peynir gemileri bu kez.





Gitsem!..

>> 8 Ekim 2008 Çarşamba

Bir yer olsa gitsem!...Cebimde beş taşım!...

Avucum kadar bir şehre gitsem…El kadar olsa kederleri…İçinde kaybolmayacağım sokaklarında yeniden büyüsem o şehrin…Hangi yöne gidersem, hep denize çıksam…Sabah pancar motorunun pat patıyla uyansam…Gözümü açtığımda, ilk yosun kokusunu duysam…Koltukaltında gelen ekmek çıtırtısıyla irkilsem…Kalktığımda çiçekli elbisemi hevesle giysem…Süt koksa nefesim… Güneşe banar gibi bansam ekmeğimi, yağda yumurtanın sarısına…Sadece ekmeğe aç olsam…Ruhum tok uyansam…Telaşım bir tek balıklarla sohbete gecikmek olsa...Geçtiğim sokaklardaki kadınlar ağız dolusu gülse…Bana da öğretseler memelerimle gülmeyi… Çocukların kirli suratlarını öpsem…Sümüklerini kollarına silseler, gülsem…ve uzun eşek oynuyor olsalar uzun uzun…Akşama babalarına şikayet etse kadınlar…İnsem bir kıyıya üç beş hüzünlü şiirle…Yüzünü güneş kavurmuş adamlarla çay içsem…Çizgilerinden öğrensem hayatı…Onlara bayram merasiminde çocuk gibi, titreyerek okusam yazdıklarımı…Gülseler..biraz daha çatlasa yüzlerinin toprağı…Ellerim nasır tutsa akşama…Gerçek kesiklerimden, görünür kanasam…Evde elime eski bez bağlasa sıcak bir ten…Balıkların ölürken, tutanlara hayat öğrettiğini hatırlasam…Hatırlatanı yanımda bulsam…Çiçekli perdelerimi kapatsam…Beyaz patiskaların lavanta kokusu uykumu getirse…Pirinç bir karyolaya gönüllü girsem…Kaneviçe işli yataklara yapışsam…Nakışlı uyusam…

Bir yer olsa gitsem!...Yanımda kalbim!...


ATEŞE DOKUNUR GİBİ DOKUN BANA…
KORKMA!…
GÜZÜM BEN ASLINDA…
KENDİ YANGINIMDA SOĞUDUM…
BENDEN BAŞKASI YANMAZ BENDE…

Read more...

günaydınım

Sen benim küçük mucizemsin
Bir ılık dokunuş rüzgar tenli
Geçip giden.

Ziynetim di adın adıma eklenmiş
Nereye kadardı ki dün.
Uyuyabilinmiş mi ki gecesinde
İyi uyu canım içi denmeden.

“Taş duvarlarda gün ışığını yakalama uğraşında
Uykulardan bir haber yatışlar.
Günü karşılamaya bi haber
Günaydın canımla başlamayan cümleler.”

Haydi red et
Zamanın seninle geçenini
Vaz geç ve git ötelere
Haykır…

Bir kulaktadır
Duvarlarında yankılanmaz sesin


Şaşarsın.

Read more...

Kumpanya

>> 7 Ekim 2008 Salı

Dün, Beyoğlu'nda bi kumpanyaya rastladım.Semtin adına yakışmayan, beyinsiz oğlanlar, kadının çevresinde toplanmıştı.Etrafta, arenada kadının kanını görmek isteyen, yığınla hemcinsi vardı.Şehvetten ve acizlikten kudurmuş Romalılara benziyorlardı.Yanyana dizilmiş, salyalı, sümüklü kadınlar, erkek zaferinden, bayrakla çıkmayı ister gibiydiler.Etraftaki adamlardan, daha fazla kan kokuyorlardı.Acıyla beslendikleri, basenlerinden belliydi..hayatları boyunca, kadın programlarında eğlenmişler şimdi, gerçeğini seyrediyorlardı..

Onlar görmedi ama, tükürdüm kürklerine..

Beyinsizlerin ortasında, bir kadın etini kesip, hepsine birer parça veriyordu.Aç adamlar, doymak bilmez bir iştahla, kadın eti yiyiyorlardı...

Canım acıdı! gözgöze geldim kadınla..Cesaretle gülümsedi sanki bana..Tam; "yapma, acıtma artık canını, kesme etini" diyecek oldum, elini, sol memesinin altına götürdü.."korkma, asıl olan duruyor" der gibiydi..

Daha cesur duruyordum kadının solunda..Etini kestikçe, gülüyor, adamlar hırsla kadına bakmadan, verdiğini bitiriyorlardı..(kürklü zavallılar alkışlarken...)Kaç saat geçti hatırlamıyorum.Şölen bitmişti!Kadın kalktı, eteklerini silkeledi, hiçbir yeri eksik değildi.Tüm şaşkınlığımla, elimi uzattım, iskelet olmuş adamların üzerinden atladı..

Kenarda eğildi, yerdeki adamlardan birinin kaval kemiğini aldı, dişlerinin arasına soktu, sonra bana döndü;
_"bu, bir ara ağlar gibi olmuştu,o kaldı dişimde" dedi...
Sonra, bekleyen şehvetli Romalı hemcinslerine döndü;
_"bu gecelik bu kadar!..hadi herkes kendi kederine" dedi.

Sonra, o ve ben tünele doğru süzüldük...

Read more...

Halbuki Herkes Kadar......

Halbuki herkes kadar insanmışız işte....

Var zannettiğimiz yüreğimiz aklımızın bir yanılsamasıymış...Aklımızsa birilerinin yarattığı basit algılamalar sistemi toplamıymış...

Herkes kadar yaralarımız varmış hayata ve yaralarımızın mütemadiyen koparılan kabukları...

Bazen bir el uzanmış karanlıkta ki elimizi tutmaya, bazense daha da karanlığa itmek için uzanmış o el bizim karanlığımıza...Herkes kadarmışız işte.....

Bazen en büyük acılar bizim zannetmişiz çaresizce kendimizi çarparken duvarlara, bazen de mutluluklarımızı sonsuz yaşamışız, son hesabı yapmadan.....

Kapılar olmuş hayatımızda. Ve her kapının ardında bir hayat...Bir çaba...Bir insan....Bazen kapılar kendiliğinden açılmış önümüzde , bazen biz açmışız kapıları olan gücümüzle, bazen de kapılar taş duvar.... Kimisinin içi kapının ihtişamı gibi, kimisinin kapısı ihtişamlı içi boş gibi, kimisinin kendi viran ama içi saray gibi...

Arada kendimiz girmişiz ardına kadar açılan kapılardan, arada birileri çekmiş bizi içeri...Bazen de zorlamışız asla giremeyeceğimiz kapıları...

Sonuç...Gitme vakti geldiğinde ayrılmışız oradan, ruhumuzun göç vakitlerinde... Bazen vakitsiz, korkarak....Bazen de atılmışız kapıların ardındaki hayatlardan...

Eşiklerimiz olmuş hiç aşamadığımız...

Halbuki ne korkakmışız içeri girmeye ne de cesur...Öyle arada bir yerde işte....

İnsanlığımızı büyük zannetmişiz, tanımadığımız kapıların kenarlarındaki gözlerin hayat acılarını duyarken...Bilmediğimiz coğrafyalarda yolculuklara çıkmışız o gözlerin izdüşümlerinde....Ama gelmemiş elden bir şey...

Herkes kadar insanmışız işte...

Yolları sevmişiz sonu olmayan, bekleyeni kalmayan yolları...Bazen düşünmeden sonumuzu biz vurmuşuz yollara...Bazen de kalmışız ve beklemişiz hep başlangıç noktasında....Halbuki gidende acı çekmiş, kalan da...

Oyunlar oynamışız yaş denen beden ölürken...Bazen mutlu, bazen mutsuz sonlu...İnanmak istemişiz hayata, dostlara, akımlara, aşka, dünyaya ama ve aslında en çok da kendimize...

Yasak olanı sevmişiz hep, girme denilen kapılardan girmişiz, geçme denilen yollardan geçmişiz....Kendimizi döke döke, kendimize kata kata....

Herkes kadar insanmışız işte...

Halbuki...

Yaşam bir kısır döngüymüş, sunulan hayatsa bir hücre...Hücreler etrafımızda çepeçevre...Bazen coşmuşuz da duvarlarımızı yıkmaya kalkmışız, bazen de yıkılan duvarların altında......

Arada bir can kırıklıklarımıza dayanamayacağımızı sanmışız da başkalarının onulmaz can kırıklarını gördükçe çektiğimiz acılardan utanmışız...Acılardan utanmamayı öğrenememişiz hala...

Uzak yıldızları sevmişiz hep, uzak olmayı, uzakta kalmayı....

Eksik hissetmişiz kendimizi hayata... İşte bu yüzden , bu yüzden tamamlamayı becerememiş hikayelerimizi...Tamamlamayı becerememişiz cümlelerimizi....

Halbuki herkes kadar insanmışız işte...Ne eksik, ne fazla....

Herkes kadar işte...Herkes kadar...Halbuki...

Hal....Bu...Ki...

Read more...

...

>> 6 Ekim 2008 Pazartesi

“Şu Kız Kulesi’nde akıl olsa/

Galata Kulesine varır/

Bir sürü çocukları olur”


Bedri Rahmi EYÜPOĞLU



Name

Bre Galata Kulesi bre
Bre boyu posu devrilesi
Kurudum yolunu gözlemekten
Gülgibi kısmetlerimden oldum
Almadın beni
Deryada kaldım
İki elim yakanda
Dilerim
Ne yaslanacağın bir omuz
Ne sığınacağın bir dulda
Çürüsün çıyan ömrün
Çürüsün galata kapılarında
Domuz!!

imza
Kız Kulesi



El Cevap

Bre Kız Kulesi Bre
Bre cadı aman
Sen kendi işine bak
Oynaş dur gelip geçen
Basma bayraklı serseri gemilerle
Bi daa
Öle mektuplar felan da yollama
Martılarnan
Bırak yakamı
Zaten bi yanın Selimiye
Selimler yesin bi yanını
Elimi sallasam ellisi
Saçımı sallasam tellisi
Namım yürür Pera’da namım
Bre kırk dalganın yosması
Sana mı kaldım

İmza
Galata Kulesi





Galata Köprüsü
(eski,yanan köprü)

Çökmüş suyun ümüğüne
Urumuna müselmanına
Kesmiş yolu
Uzatmış ayağını
Yakmış çubuğunu
Yeni Cami
Karşısında süngü takmış nöbetçi
Galata Kulesi kulağında karanfil
Haliç
Kuşağında hançer
Köprü değil it oğlu it
Külhan beyi

Read more...

diplerde

*Hayatın seni savurduğu yer, senin savrulmak istediğin yer olmayabilir. Dur ve bak; "buraya nasıl geldim"

*dünya batıyor iyi tutun, güneşle tek başına bırakacak seni.(haiku)


İzleyiciler

  © Blogger template Romantico by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP